Ağ Üzerindeki “Low and Slow” Sinyallerin Yakalanması

Riches

Astsubay Çavuş
Admin
Katılım
30 Kasım 2025
Mesajlar
441
Reaksiyon puanı
1
Siber güvenlik dünyasında tehditler sürekli evrim geçiriyor. Geleneksel saldırı yöntemleri, genellikle yüksek hacimli ve aniden ortaya çıkan trafikle karakterize edilirken, günümüzdeki bazı gelişmiş tehditler çok daha sinsi bir yaklaşımla hareket ediyor. “Low and Slow” olarak adlandırılan bu saldırılar, sistemleri yavaşça tüketmeyi ve tespit edilmekten kaçınmayı hedefler. Ağ trafiğinde normalin altında kalan, göze çarpmayan hareketlerle varlıklarını sürdürürler. Bu tür saldırılar, güvenlik sistemlerinin eşik tabanlı algoritmalarını atlatarak ciddi hasarlara yol açabilir. Bu nedenle, güvenlik analistlerinin bu sinyalleri yakalamak için farklı bir bakış açısı geliştirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

“Low and Slow” Saldırılarının Karakteristik Özellikleri

“Low and Slow” saldırılarının temel karakteristiği, adından da anlaşılacağı gibi, düşük hacimli ve uzun süreli olmalarıdır. Bu saldırılar, ağa çok küçük veri paketleri göndererek veya meşru kullanıcıların davranışlarını taklit ederek başlar. Örneğin, bir HTTP başlığının gönderimini kasıtlı olarak yavaşlatmak veya bağlantıyı uzun süre açık tutarak sunucu kaynaklarını meşgul etmek bu tür saldırıların tipik örnekleridir. Amaç, anomali algılama sistemlerinin belirlediği eşikleri aşmamak ve normal trafik akışı içinde kaybolmaktır. Bu sinsi yaklaşım, saldırının günlerce, hatta haftalarca fark edilmemesine neden olabilir. Ayrıca, saldırganlar genellikle farklı IP adreslerini veya vekil sunucuları kullanarak izlerini gizlemeye çalışırlar.

Geleneksel Güvenlik Sistemlerinin Sınırlılıkları​


Geleneksel ağ güvenlik sistemleri, özellikle imza tabanlı IDS/IPS çözümleri ve temel güvenlik duvarları, genellikle yüksek hacimli ve bilinen kalıplardaki saldırıları tespit etmekte etkilidir. Ancak, “Low and Slow” saldırıları için bu yaklaşımlar yetersiz kalabilir. Çünkü bu saldırılar, önceden tanımlanmış bir imza taşımayabilir veya trafik eşiklerini aşmayabilir. Bir güvenlik duvarı, normal bağlantı limitleri içinde kalan yavaş bir bağlantıyı kötü niyetli olarak işaretlemekte zorlanır. Benzer şekilde, bir IDS, olağan dışı yavaşlıkta bir HTTP isteğini veya uzun süreli bir bağlantıyı standart tehdit kategorilerine sokamaz. Sonuç olarak, bu saldırılar geleneksel savunmaları kolayca geçerek sistemler üzerinde gizli bir yük oluşturabilir.

“Low and Slow” Tehditlerin Etkisi ve Tehlikeleri

“Low and Slow” saldırılarının en belirgin tehlikesi, sistem kaynaklarını sinsi bir şekilde tüketmesidir. Bu durum, doğrudan bir hizmet reddi (DoS) saldırısı gibi görünmeyebilir, ancak sunucuların veya ağ cihazlarının performansı zamanla düşer. Örneğin, sunucuya yapılan yavaş HTTP istekleri, bağlantı havuzunu doldurarak meşru kullanıcıların erişimini engeller. Başka bir deyişle, sistemler yavaşlar, gecikmeler artar ve kullanıcı deneyimi olumsuz etkilenir. Daha da kötüsü, bu yavaşlatıcı etkiler genellikle ilk başta donanım yetersizliği veya yazılım hatası olarak yorumlanabilir, bu da gerçek tehdidin gözden kaçmasına neden olur. Ek olarak, bu tür saldırılar veri sızdırma (data exfiltration) girişimlerinde de kullanılabilir; veriler küçük parçalar halinde, uzun süreler boyunca dışarı sızdırılır.

Gelişmiş Algılama Teknikleri​


“Low and Slow” sinyallerini yakalamak için geleneksel yaklaşımların ötesine geçmek gerekir. Gelişmiş algılama teknikleri, davranışsal analizi ve anomali tespitini temel alır. Makine öğrenimi algoritmaları, ağ trafiğinin normal “baseline”ını öğrenerek olağan dışı sapmaları belirleyebilir. Örneğin, bir kullanıcının veya bir uygulamanın tipik bağlantı süresi, veri gönderme hızı veya istek sıklığı gibi metrikler izlenir. Bu metriklerdeki küçük ama sürekli sapmalar, potansiyel bir “Low and Slow” saldırısının işareti olabilir. Bununla birlikte, istatistiksel analiz yöntemleri de devreye girer; belirli bir zaman dilimindeki bağlantı sayısı, paket büyüklüğü dağılımı ve oturum süresi gibi veriler sürekli olarak değerlendirilir.

Koruma ve Önleme Stratejileri​


“Low and Slow” saldırılarına karşı koruma sağlamak için çok katmanlı bir savunma stratejisi benimsemek önemlidir. Derin paket denetimi (DPI) teknolojileri, ağ trafiğinin içeriğini ve davranışını daha detaylı inceleyerek anormallikleri tespit edebilir. Oran sınırlama (rate limiting) mekanizmaları, belirli bir kaynaktan gelen istek sayısını veya bağlantı sıklığını kısıtlayarak aşırı tüketimi önler. Ek olarak, oturum yönetimi ve zaman aşımı ayarlarının optimize edilmesi, uzun süre açık kalan ve kaynak tüketen bağlantıların otomatik olarak sonlandırılmasına yardımcı olur. Güvenlik olayları ve bilgi yönetimi (SIEM) sistemleri, farklı kaynaklardan gelen log verilerini birleştirerek korelasyon analizi yapar ve sinsi aktivite kalıplarını ortaya çıkarır.

Proaktif Savunma ve Gelecek Perspektifleri​


“Low and Slow” tehditlere karşı en etkili savunma, proaktif bir yaklaşımla sağlanır. Sürekli tehdit istihbaratı takibi, yeni saldırı vektörleri hakkında bilgi sahibi olmayı ve savunma mekanizmalarını buna göre ayarlamayı mümkün kılar. Düzenli güvenlik denetimleri ve sızma testleri, mevcut savunma sistemlerinin bu tür saldırılara karşı ne kadar dayanıklı olduğunu ortaya koyar. Ayrıca, ağ mimarisinin esnek ve ölçeklenebilir olması, olası bir kaynak tüketimi durumunda hızlıca adapte olabilmeyi sağlar. İnsan faktörü de kritik bir rol oynar; güvenlik ekiplerinin bu tür saldırıların belirtileri konusunda eğitilmesi ve anomali algılama araçlarından gelen uyarıları doğru şekilde yorumlayabilmesi hayati önem taşır. Gelecekte, yapay zeka ve makine öğrenimi tabanlı sistemler, bu sinsi sinyalleri daha da hassas bir şekilde tespit etme yeteneğini geliştirecektir.
 
Geri
Üst Alt