Backend Architecture Design

ShadowByte

Astsubay Başçavuş
Admin
Katılım
23 Kasım 2025
Mesajlar
974
Reaksiyon puanı
47

Backend Architecture Design​


Backend mimarisi, bir uygulamanın veya sistemin arka planında çalışan, kullanıcıların doğrudan etkileşimde bulunmadığı kısımlarının tasarımı ve organizasyonudur. Bu mimari, verilerin nasıl saklanacağını, işleneceğini ve sunulacağını belirler. İyi bir backend mimarisi, uygulamanın performansını, güvenilirliğini ve ölçeklenebilirliğini doğrudan etkiler. Yanlış bir tasarım ise, ilerleyen aşamalarda ciddi sorunlara yol açabilir ve maliyetli yeniden yapılandırma çalışmalarına neden olabilir. Dolayısıyla, backend mimarisine gereken önemi vermek, uzun vadede başarılı bir uygulama geliştirmenin anahtarıdır.

Monolitik mimari, tüm bileşenlerin tek bir uygulama içinde bir arada bulunduğu geleneksel bir yaklaşımdır. Bu modelde, tüm işlevler tek bir kod tabanında yer alır ve birlikte çalışır. Monolitik mimarinin avantajları, geliştirmenin ve dağıtımın başlangıçta daha basit olmasıdır. Ancak, uygulamanın büyümesiyle birlikte karmaşıklık artar ve bakım zorlaşır. Ayrıca, tek bir bileşendeki bir hata tüm sistemi etkileyebilir. Monolitik yapılar, özellikle büyük ve karmaşık projelerde, ölçeklenebilirlik ve çeviklik açısından sınırlamalar getirebilir.

Mikroservis mimarisi, uygulamayı bağımsız, küçük ve dağıtık servisler bütünü olarak ele alır. Her bir mikroservis, belirli bir işlevselliği yerine getirir ve kendi veritabanına sahip olabilir. Bu yaklaşım, geliştirme ekiplerinin bağımsız olarak çalışmasını ve servislerin ayrı ayrı ölçeklenmesini sağlar. Mikroservisler, hata izolasyonu ve teknoloji çeşitliliği gibi avantajlar sunar. Bununla birlikte, mikroservis mimarisi, daha karmaşık dağıtım süreçleri ve servisler arası iletişim yönetimi gerektirir.

API (Application Programming Interface), farklı yazılım sistemlerinin birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bir arayüzdür. İyi tasarlanmış bir API, backend servislerine kolayca erişilmesini ve veri alışverişinin güvenli bir şekilde yapılmasını sağlar. API tasarımı, REST, GraphQL veya gRPC gibi farklı yaklaşımlarla gerçekleştirilebilir. API'lerin tutarlı, belgelenmiş ve versiyonlanmış olması, geliştiricilerin işini kolaylaştırır ve entegrasyon süreçlerini hızlandırır.

Veritabanı seçimi, backend mimarisinin temel taşlarından biridir. İlişkisel veritabanları (örneğin, PostgreSQL, MySQL) yapılandırılmış veriler için uygunken, NoSQL veritabanları (örneğin, MongoDB, Cassandra) daha esnek veri modelleri ve yüksek ölçeklenebilirlik gerektiren uygulamalar için daha iyi bir seçenektir. Veritabanı seçimi, uygulamanın veri gereksinimlerine, performans beklentilerine ve ölçeklenebilirlik ihtiyaçlarına göre dikkatlice yapılmalıdır. Ayrıca, veritabanı güvenliği ve yedekleme stratejileri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Güvenlik, backend mimarisinin en kritik unsurlarından biridir. Yetkisiz erişimi önlemek, verileri korumak ve sistemin bütünlüğünü sağlamak için çeşitli güvenlik önlemleri alınmalıdır. Kimlik doğrulama, yetkilendirme, veri şifreleme, güvenlik açığı taramaları ve düzenli güvenlik denetimleri, backend sisteminin güvenliğini artırmak için kullanılan başlıca yöntemlerdir. Ayrıca, güvenlik protokollerine (örneğin, OAuth, JWT) uygun hareket etmek ve güncel güvenlik açıklarını takip etmek de önemlidir.

Ölçeklenebilirlik, uygulamanın artan yük altında performansını koruyabilme yeteneğidir. Yatay ölçeklenebilirlik, daha fazla sunucu ekleyerek sistemi büyütmeyi ifade ederken, dikey ölçeklenebilirlik, mevcut sunucuların donanımını yükseltmeyi ifade eder. Bulut tabanlı altyapılar (örneğin, AWS, Azure, Google Cloud) otomatik ölçeklendirme ve yük dengeleme gibi özellikler sunarak, uygulamaların ölçeklenebilirliğini kolaylaştırır. Ölçeklenebilirlik stratejileri, uygulamanın trafik tahminlerine ve performans gereksinimlerine göre belirlenmelidir.
 
Geri
Üst Alt