Ransomware Şifreleme Algoritmaları: AES ve RSA Hibrit Modeller

Cadaloz

Yüzbaşı
Katılım
24 Kasım 2025
Mesajlar
1,229
Reaksiyon puanı
47
Ransomware saldırıları, günümüzde siber güvenlik tehditlerinin en yaygın formlarından biri haline geldi. Bu tür saldırılarda kullanılan şifreleme algoritmaları, verilerin etkili bir şekilde şifrelenmesini sağlayarak, saldırganların kurbanlarının dosyalarına erişim sağlamasını engelliyor. Özellikle, Advanced Encryption Standard (AES) ve Rivest-Shamir-Adleman (RSA) algoritmalarının hibrit kullanımı, bu tür tehditlere karşı savunma mekanizmalarının temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Peki, bu iki algoritmanın bir arada kullanımı nasıl bir avantaj sağlıyor?

AES, simetrik bir şifreleme algoritmasıdır. Yani, aynı anahtar hem şifreleme hem de şifre çözme işlemlerinde kullanılıyor. 128, 192 ve 256 bit anahtar boyutları ile işlem yapabilmesi, ona yüksek güvenlik ve hız sağlıyor. Bir ransomware saldırısında, kurbanın verileri genellikle AES ile şifreleniyor. Çünkü AES, büyük veri setlerini hızlı bir şekilde işleyebiliyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var; eğer saldırgan, AES anahtarını ele geçirirse, tüm sistem çökmüş oluyor. Dolayısıyla, AES kullanırken, anahtar yönetimi son derece kritik bir hale geliyor. Bu noktada, anahtarın güvenli bir şekilde saklanması için çeşitli yöntemler geliştirilmesi gerekiyor.

RSA ise asimetrik bir şifreleme algoritmasıdır ve iki farklı anahtar kullanır: bir açık anahtar ve bir özel anahtar. Açık anahtar, herkesle paylaşılabilirken, özel anahtar sadece sahibi tarafından bilinmelidir. Ransomware saldırılarında RSA, genellikle AES anahtarını şifrelemek için kullanılıyor. Bu hibrit model sayesinde, AES’nin hızından faydalanırken, RSA’nın güvenliğinden de yararlanmış oluyorsunuz. Yani, AES ile şifrelenmiş verilerin anahtarı, RSA ile şifrelendiği için, saldırganın bu anahtara ulaşması oldukça zorlaşıyor. Ama bu modelin de zayıf noktaları var; RSA, işlem gücü açısından daha fazla kaynak tüketiyor ve büyük veri setlerinde performans sorunları yaratabiliyor.

Uygulama aşamasında, bu hibrit modeli kullanarak bir ransomware senaryosu geliştirmek isterseniz, öncelikle AES anahtarınızı güvenli bir şekilde oluşturmalısınız. Anahtar oluşturulduktan sonra, bu anahtarı RSA ile şifrelemek için bir açık anahtar çiftine ihtiyacınız olacak. Bunun için, öncelikle RSA algoritmasının matematiksel temellerini anlamak faydalı olacaktır. Anahtar çiftini oluşturduktan sonra, AES anahtarınızı şifreleyerek güvenli bir şekilde saklayabilirsiniz. Bu aşamada, anahtarın saklanması için bir güvenlik duvarı veya benzeri bir mekanizma kullanmanız tavsiye edilir. Çünkü eğer saldırgan, bu anahtara ulaşırsa, sisteminizin güvenliği tehlikeye girebilir.

Sonuç olarak, ransomware saldırılarına karşı etkin bir koruma sağlamak için AES ve RSA algoritmalarının hibrit kullanımını düşünmek oldukça mantıklı bir yaklaşım. Bu iki algoritmanın bir arada kullanılması, hem performans hem de güvenlik açısından avantajlar sunuyor. Ancak unutulmamalı ki, bu sistemlerin güvenliği, sadece kullanılan algoritmalarla değil, aynı zamanda anahtar yönetimi ve saklama yöntemleriyle de doğrudan bağlantılı. Yani, teknik detayları göz ardı etmeden, her aşamada dikkatli bir yaklaşım benimsemek gerekiyor…
 
Geri
Üst Alt